The Future is in the Air: Flohio

OG'lerden İlham Aldı

Nike 33 yıl önce Air Max ile görünür Air teknolojisini tanıttığında eski standartları yerle bir edip yeni standartlar belirlemişti. Bu sezon tıpkı bizim gibi standartları değiştiren sporcuları, sanatçıları ve kurallara meydan okuyanları öne çıkarıyoruz. The Future is in the Air.

2000'lerin başında, şehir hayatının acımasız gerçekliğine tepki olarak Londra'da Grime müziği ortaya çıktı. Bu tür, müzikal açıdan reggae ile jungle'dan ilham alan ritimleri birleştirirken hızlı okunan ve sokak hayatından bahseden şarkı sözleriyle dikkat çekiyor. Londra'nın kentli gençliğinin düzen karşıtlığını ve isyankar stilini temsil eden bu cesur müzik türü, gençlerin formalarında da belirleyici oldu: Eşofman ve Air Max.

Bugün Flohio gibi rapçiler, DIY kültürünün yaratıcılığı ve geleneksel Grime'ın amansız havasından yola çıkarak türün geleceğini şekillendiriyor. 27 yaşındaki Güney Londra'lı müzisyen, yaptığı müzikle 2000'lerin başını hatırlatırken müzikal açıdan orijinal kalmayı başarıyor. Flohio ile yaratıcı DIY kültürüne duyduğu bağlılığı, aralarından su sızmayan topluluğunu ve Air Max'in kendi neslinde hala nasıl karşılık bulduğunu konuştuk.

Nike: Bir rapçi olarak bugünkü konumuna gelmek için hiç şaşırtıcı bir şey yaptın mı?

Flohio:
Çocukken herkesin okuldan sonra uğraştığı hobileri olur. Benim hobilerimden biri de müzikti. Keşif yapıyor ve nelerin ilgimi çektiğini anlamaya çalışıyordum. Müziğe devam ettim ve nihayetinde bugünkü konumuma geldim.

Nike: Müzik bir hobiden fazlası haline geldiği zaman gelecekten neler bekliyordun?

Flohio:
Anı yaşamak, daha iyi olmak, eğlenmek istiyordum. Kendime, "Bunu yapacaksam şu andakinden daha büyük bir ölçekte yapmak istiyorum." diyordum.

"

"Kendin yap" kuralına göre yaşıyorum. Başarmak istediklerini başkaları senin için yapmaz. Bunları tek başıma yapabileceğimin farkında olmayı seviyorum.

Flohio
Müzisyen

Nike: Topluluk fikri, ilham kaynakların arasında nasıl bir rol oynuyor?

Flohio:
Bermondsey'de tanıştığım yaratıcı kişilerden oluşan bir topluluğum var. Aramızdan su sızmıyor. Birlikte doğaçlama müzik yapıp bir şeyler yaratmak, bizi daha da yakınlaştırdı. Ortak hayaller kuran bir aile gibi olduk. Hayallerini başkalarıyla paylaşabilmek çok güzel bir şey. Bunun yolculuğu daha keyifli hale getirdiğini düşünüyorum, çünkü aynı şeyleri yapan bir grubumuz var. Konserlere birlikte gidiyoruz. Her şeyi birlikte yapıyoruz.

Nike: Bize biraz bağımsız, DIY kültürünü taşıyan biri olmaktan bahsedebilir misin? Nasıl bir his? Sıfırdan bir şeyler oluşturmak nasıl bir duygu?

Flohio:
Babam elleriyle bir şeyler üretmeyi çok severdi. O yüzden çocukken ben de ellerimi hep kirletmek istemişimdir. Okuldayken, "Sanat ne zaman olur? Drama ne zaman olur? Hepimizin gözlerini tahtaya dikmediği bir şey ne zaman olur?" gibi sorular soruyordum. Müzik de benim için böyle bir iş. Kendimi yüzde yüz on veremediğim bir şeyi yapamam. Ben "kendin yap" kuralına göre yaşıyorum. Başarmak istediklerini başkaları senin için yapmaz. Bunları tek başıma yapabileceğimin farkında olmayı seviyorum.

Nike: 2000'lerin Nike eşofmanlı ve Air Max 90'lı klasik Grime stili, popülerliğini bugün de koruyor. Sence bu stilin senin neslinde de hala karşılık bulmasının nedeni nedir?

Flohio:
Bu sonsuza kadar böyle devam edecek. Geçen gün Air Max giyiyordum ve aklıma Cabrini Old School J.D. günleri geldi. Çok zengin bir kültürdü. Erkekler, ayaklarında Air Max'lerle oyun alanında futbol oynardı. Kızlar da ellerinde lolipoplar, zincirler ve ayaklarında Air Max'le parkta takılırdı. Çok havalıydı. Air Max çılgın gençliği temsil eder. Herkesin Air Max'i vardı; sende yoksa kesinlikle farklıydın. Air Max'e sahip olana kadar durmazdın.